KALEHÖYÜK

Kaman Kalehöyük, Kırşehir İl merkezinin kuzeybatısında, Kaman İlçesi'nin 3 km. doğu-kuzeydoğusunda yer alan bir höyüktür. Tepe yaklaşık 280 metre çapında olup 16 metre yüksekliktedir.

Höyükteki kazılar 1986 yılından bu yana Sachihiro Omura başkanlığında, Japonya Ortadoğu Kültür Merkezi ve Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü adına yapılmaktadır.

Kazılarda 4 uygarlık katı ve bu katlara ait evreler ve çok sayıda yapı katı ortaya çıkarılmıştır. Bu dört uygarlık katı, yeniden eskiye doğru şu şekilde sıralanmaktadır.

 

I. kat- Osmanlı Dönemi (MS 14. – 17. Yüzyıllar)

II. kat- Demir Çağı – Frig Dönemi (MÖ 12. yüzyıl – 4. yüzyıl ikinci yarı)

IIa- MÖ 7. yüzyılın ikinci yarısı – MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısı[5] (Helenistik Dönem)

IIb- MÖ 7. yüzyılın birinci yarısı

IIc- MÖ 8. yüzyıl

IId- MÖ 11. yüzyıl – MÖ 9. yüzyıl (Karbon-14)

III. kat- Orta Tunç Çağı ve Geç Tunç Çağı (MÖ 20. – 12. yüzyıllar)

IIIa- Hitit İmparatorluğu

IIIb- Eski Hitit

IIIc- Asur Ticaret Kolonileri Çağı

IV. kat- Erken Tunç Çağı (MÖ 3. binyıl)

 

İkinci kat içinde birbirinden farklı mimari plan, yapı tekniği ve küçük buluntularla ayrılan dört evre belirlenmektedir. Bunlar IIa, IIb, IIc ve IId olarak tanımlanmıştır. Evrelerde de farklı yapı katları tespit edilmiştir. Örneğin IId evresinde sekiz yapı katı belirlenmiştir. Ancak boyalı seramiklere göre 1-5 ve 6-8 olarak iki safhaya ayrılmaktadır. Her yapı katında alçak bodrumlu ve tek odalı mimari kalıntılar görülmekteyken çanak çömlekte büyük farklılıklar vardır. İlk safhada boyalı çok sayıda seramik ele geçmişken ikinci safhada hiç yoktur. Diğer yanan IId'nin Hitit İmparatorluğu yıkıldıktan sonra Orta Anadolu'da yaygın olan kültüre ait olduğu önerilmektedir. Bu katın yangın geçirmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Asur Ticaret Kolonileri Çağı yerleşimi, Kültepe Karum'unun Ib katı ile çağdaş görülmektedir.

Erken Tunç Çağı tabakasında 5 yapı katı belirlenmiş olup Va olarak tanımlanan yapı katı, Erken Tunç Çağı – Orta Tunç Çağı geçişini temsil etmektedir.

 

Birinci kat mimarisinde duvarların içine girmiş durumda dikdörtgen ya da yarım daire şeklindeki ocaklardır. Bu ocakların çevresinde demir cürufları, demir nallar ve aletler ele geçmiştir. Bu yapıların dışında ise kül dolu pek çok çöp çukuru ortaya çıkarılmıştır. Bu buluntulara dayanılarak söz konusu yapıların madencilik işliği olduğu düşünülmektedir. Yine birinci kat küçük buluntuları içinde ilgi çekici olanlar 17. yüzyıla ait bir Çin porseleni parçası, aynı yüzyıla ait bir Avrupa gümüş sikkesi, biri altın olmak üzere çeşitli tunç yüzükler, gümüş süs eşyası, demir nallar, beş nargile parçası ve cam bilezikler, akik boncuklar, pişmiş toprak pipolar ve taş ağırşaklardır. IIa yapı katında iki odalı megaron tipindeki binalar, evrenin sonlarına doğru yaygınlaşmıştır. Daha batıdaki örneklerinin etkisinde yapıldıkları düşünülmektedir. Bu yapıların MÖ 5. yüzyılın sonunda ya da MÖ 4. yüzyılın başında terk edildikleri düşünülmektedir.

Eski Hitit Dönemi'ne tarihlenen IIb katında, yerleşmenin merkezinde yer alan geniş yuvarlak beş yapının silo olduğuna karar verilmiştir. Ancak bu silolardaki erzağın sadece Kalehöyük'ten elde edilen erzak olmadığı, yakın civardan vergi olarak toplanan erzağı da içerdiği ifade edilmektedir. Bu bağlamda Kalehöyük'ün Eski Hitit Çağı'nda bölgenin erzağının toplandığı bir merkez olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu erzağın korunması için yerleşme bir sular çevriliydi.

İkinci katın küçük buluntuları içinde ilginç olanı ise fayanstan yapılma bir damga mühürdür. Mühürün üzerinde "Horus" olarak ifade edilen bir kuş figürü ile "Ra" olarak ifade edilen bir yuvarlak bulunmaktadır. Bu ifadenin "yabancı ülkenin yöneticisi" anlamına geldiği belirtilmelidir. Söz konusu damga mühürün Amarna Devri, yani 18. Haneden Dönemi'ne ait olduğu önerilmektedir. İlginç küçük buluntular arasında tunç olarak fibulalar, iki ya da üç kanatlı ok uçları, mızrak uçları, at koşumları, kemer tokası ve süs eşyaları, toplu iğneler ile demir mızrak ucu sayılabilir.

Demir Çağı'na tarihlenen II. uygarlık katının IIc evresinin boya nakışlı seramiklerinin motifleri, bir önceki evre olan IId evresinin 1-4 yapı katlarında görülen motiflerle çok açık bir benzerlik göstermektedir. Buna göre, IIc evresinin boya nakışlı seramik motifleri geleneğinin IId evresinden geldiği açıktır. Ancak bu gelenek, 4. yapı katında, gelişkin motifleriyle birlikte birden bire ortaya çıkmış görünmektedir. Kazı başkanı Sachihiro Omura, bu tür seramiğin güneyden ithal edildiğini, batı ile bir ilgisi olmadığını belirtmektedir. Burada önemli olan IId evresinde ortaya çıkan bir çanak çömlek geleneğinin sonraki IIc evresinde de sürdürülmüş olmasıdır. Öte yandan IId yapı katının mimari geleneğinin dikdörtgen planlı ve tek odalı, tabanlarında direk kaidesi izleri olan, yani bol ahşap kullanılan, duvarları tek sıra taş örülü bir mimari olduğunu anlatmaktadır. Bu yapı planının IIIa yani Hitit İmparatorluğu döneminde görülmediğini, IId yapı katında birden bire başladığını ifade etmektedir. Bu tarz mimari geleneğin Gordion'da görüldüğünden hareketle, mimari geleneğin batıdan, çanak çömleğin ise güneyden geldiği ortadadır. Burada da önemli olan mimari bakımdan IId ile IIc arasında yakınlık olmasıdır. Bu bağlamda IIc kültürü, IId'nin devamı olduğu önerilmektedir. Bu bağlamda "Orta Anadolu'da var olan Karanlık Çağ'ın (Bronz Çağı Çöküşü) Kaman Kalehöyük'te görülmediği" sonucuna varmaktadır.